Tarihin en tuhaf toplu ölümü: Yüzlerce kişi dans ederken neden öldü?
1518 yılının sıcak bir Temmuz sabahında, Strazburg sokakları tarihin en karanlık ve bir o kadar da akıl almaz olaylarından birine sahne oldu. Her şey, Frau Troffea adlı bir kadının evinden fırlayıp sessizliğin ortasında tek başına dans etmeye başlamasıyla patlak verdi.
Ortada ne bir melodi, ne de bir kutlama vardı; sadece kadının bedenini esir alan, durdurulamaz bir ritim söz konusuydu. Ancak kimsenin tahmin edemediği şey, bu bireysel tuhaflığın kısa süre içinde tüm şehri felç edecek ölümcül bir salgına dönüşeceğiydi.
Troffea'nın günlerce süren hareketlerine, bir hafta içinde onlarca kişi daha dahil oldu. Ağustos ayı geldiğinde, sokaklarda kendinden geçmiş halde tepinen insanların sayısı 400'ü bulmuştu. Şehir yöneticileri ve dönemin tıp insanları, bu kitlesel çılgınlığı dindirmek yerine bugün bize dehşet veren bir teşhis koydu: İnsanların vücutlarındaki "sıcak kanı" atmak için daha fazla dans etmeleri gerekiyordu.
Bu tavsiye üzerine sokaklara dev sahneler kuruldu, profesyonel müzisyenler tutuldu. Ancak "iyileşme" umuduyla atılan bu adımlar, Strazburg'u açık hava mezarlığına çevirdi; insanlar kalp krizinden veya aşırı yorgunluktan sokak ortasında can vermeye başladı.
Peki, yüzlerce insanı ölene kadar dans ettiren bu gücün kaynağı neydi? Araştırmacılar bugün hala bu sorunun kesin bir cevabını bulabilmiş değil. En güçlü teorilerden biri, o dönemde kıtlık ve hastalıkla boğuşan halkın yaşadığı yoğun psikolojik travmanın bir sonucu olan "kitlesel histeri". Toplumun üzerindeki ağır stres, fiziksel bir patlama noktasına ulaşarak birinden diğerine hızla bulaşmış olabilir.
Bir diğer ihtimal ise biyolojik bir zehirlenme üzerinde duruyor. Çavdar ekmeğine bulaşan ve LSD'nin ham maddesi sayılan bir mantar türünün, insanlarda halüsinasyonlara ve kontrolsüz kasılmalara yol açtığı düşünülüyor. Ancak hiçbir tıbbi gerekçe, bu insanların haftalarca nasıl bu kadar senkronize ve aralıksız hareket edebildiğini tam olarak açıklamak için yeterli değil.
Sonbaharın gelmesiyle aniden başlayan bu kriz, yine aynı gizemle sona erdi. Strazburg'da yaşananlar, insan zihninin baskı altında ne kadar öngörülemez ve korkutucu tepkiler verebileceğinin en somut örneği olarak arşivlerdeki yerini koruyor. Bir kadının başlattığı sessiz adımlar, koca bir kentin hafızasına silinmez bir kabus olarak kazındı.
