CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaMarjane Satrapi: Persepolis'le klişeleri
🌍 Dünya

Marjane Satrapi: Persepolis'le klişeleri yıkan güçlü kalem

DW Türkçe·🕐 53 dk önce·👁 2 görüntülenme
Marjane Satrapi: Persepolis'le klişeleri yıkan güçlü kalem
Persepolis'in yaratıcısı, İran doğumlu sanatçı Marjane Satrapi, henüz 56 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Satrapi, ardında klişeleri yıkan, özgün ve içten bir anlatı bıraktı.

Persepolis adlı grafik romanıyla dünya çapında tanınan İran asıllı Fransız yazar ve çizer Marjane Satrapi'nin henüz 56 yaşındayken hayata veda etmesi, sevenlerini ve sanat dünyasını yasa boğdu. Ailesi, Fransız Haber Ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, "Marjana Sartapi, eşi ve hayatının aşkı Mattias Ripa'nın ölümünden bir yıl kadar sonra kederinden hayatını kaybetti" ifadelerini kullandı.İsveçli prodüktör, aktör ve senaryo yazarı Ripa, 8 Nisan 2025'te yaşamını yitirmişti. Satrapi, yaşadığı acıyı Instagram'da paylaştığı “Hayatımın aşkını kaybettim" mesajıyla dile getirmişti. Sanatçı, Ripa'nın ölümünden sonra Fransa'nın başkenti Paris'e film eğitimi almak için gelmek isteyen yabancı öğrencileri desteklemek amacıyla Mattias ve Marjane Ripa-Satrapi Sinema Vakfı'nı kurmuştu.İran doğumlu yazar, çizer ve film yapımcısı, otobiyografik edebiyatın dönüm noktası sayılan eseri Persepolis ile dünya çapında üne kavuştu.Bu grafik roman, Satrapi'nin İran'ın başkenti Tahran'da geçen çocukluk ve gençlik yıllarını anlatıyor. Satrapi, henüz genç bir kızken, 1979 İslam devriminden sonra İran'daki yeni İslami yönetimin getirdiği kısıtlamalar altında zor zamanlar geçirdi. Ailesinin onu Avrupa'ya göndermesinin ardından ise sürgünde geçen yaşam süreci başladı.Cesur siyah-beyaz görselleri; açık sözlü ve çoğu zaman alaycı anlatımıyla Persepolis, Batı dünyasındaki birçok okuyucuya İran'ın politik ve toplumsal yaşamını tanıttı. Eser, aynı zamanda grafik romanların ciddi bir edebi ifade aracı olarak da kullanılabileceğini kanıtladı.22 Kasım 1969'da İran'ın kuzeydoğusundaki Reşt kentinde doğan ve başkent Tahran'da büyüyen Satrapi, erken dünya görüşünü şekillendiren, siyasi anlamda aktif bir ailede yetişti.Çocukluğu, 1979 İslam Devrimi ve ardından İslam Cumhuriyeti'nin kurulması sırasında yaşanan olayların gölgesinde geçti. Tanıklık ettiği bu dönüm noktaları, daha sonra en çok övgü alan eserinin temelini oluşturdu.Genç yaşta siyasi anlamda bilinçlenen Satrapi, ailesi tarafından güçlü bir iradeye sahip olma ve haklarını savunma konusunda teşvik edildi. İslami rejim altında toplumsal kısıtlamalar giderek sıkılaşınca ailesinin kızlarının güvenliği için endişeleri de arttı. Marjana, özellikle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik düzenlemeleri hiçe sayıyor ve rejim tarafından yasaklanan müzikleri dinliyordu.Sonunda ailesi onu henüz çok erken bir yaşta, 14 yaşında, Avusturya'nın başkenti Viyana'yagönderme kararı aldı.Satrapi'nin yurt dışında yaşadığı kopuş ve zorluklar; yabancılaşma, kültürel karmaşa ve nihayetinde Tahran'a dönüşü Persepolis'in ana konuları oldu.2000 yılından itibaren ilk olarak Fransızca bir seri olarak yayımlanan Persepolis, daha sonra tek bir ciltte toplandı ve aralarında Türkçe'nin de bulunduğu 30'dan fazla dile çevrildi. Pek çok prestijli edebiyat ve çizgi roman ödülüne layık görüldü. Persepolis'in yanı sıra, kişisel ve ailevi geçmişleri ele alan Nakışlar (Embroideries) ve Erikli Tavuk'u da (Chicken with Plums) kaleme aldı.2022'de, İran'da örtünmeye yönelik düzenlemeleri ihlal ettiği iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini'nin ardından patlak veren protestolara destek verdi. Kadın, Yaşam, Özgürlük (Woman, Life, Freedom, 2024) adlı eserinde ise 20'den fazla aktivist, sanatçı, gazeteci ve akademisyenle iş birliği yaparak İran'daki kadın hakları mücadelesini ele aldı.Satrapi, grafik romanlarının yanı sıra aynı zamanda ödüllü bir sinemacıydı. 2007'de Vincent Paronnaud ile birlikte Persepolis'in animasyon uyarlamasını yönetti. Film, Cannes Film Festivali'nde prömiyerini yaptı ve Jüri Ödülü'nü kazandı; ayrıca En İyi Animasyon Film dalında Oscar'a aday gösterildi.Satrapi Persepolis'in ardından film alanında da üretmeye devam etti. 2011'de Erikli Tavuk'un (Chicken with Plums) beyaz perdeye uyarlamasını yönetti. Ardından Ryan Reynolds'ın başrolünde oynadığı 2014 yapımı İngilizce kara komedi Sesler'i (The Voices) çekti. Filmlerinde, edebi eserlerini karakterize eden görsel yaratıcılık ve duygusal yoğunluğun bileşimini beyaz perdeye yansıttı.1994'te Fransa'ya gelen Satrapi, yetişkinlik hayatının büyük bir bölümünü Avrupa'da geçirdi. 2006'da da Fransız vatandaşlığına geçti. Sık sık sürgün, kimlik ve kültürler arasında doğabilecek yanlış anlaşılmalara ilişkin görüşlerini dile getirdi.Satrapi, kariyeri boyunca ifade özgürlüğünün yılmaz bir savunucusu oldu ve otoriterliği eleştirdi.Çalışmaları, basit siyasi anlatılara indirgenemeyecek nitelikteydi. Bir yandan İran rejimini sert eleştiriler yöneltirken diğer yandan Batı medyasında İran'a yönelik indirgemeci ve klişe tasvirlere de karşı çıktı. Röportajlarında ve eserlerinde de sık sık "Ben iranlıyım" diyordu ama şunu da ekliyordu: "Ancak bu kimlik birçok çeşitliliği içinde barındırıyor."Şu ifadeleri de düşündürücüydü: "Öğrendiğim ilk şey bir ulusu, hükümetine bakarak yargılayamayacağınızdır."Fransız hükümetine de eleştirel yaklaşan Satrapi, Fransa'nın İran ile ilişkilerindeki "ikiyüzlülük" olarak tanımladığı tutumu nedeniyle 2025 yılında Fransız hükümeti tarafından verilen en yüksek dereceli sivil nişan olan Legion d’Honneur nişanını reddetti.Instagram'daki bir paylaşımında İran'dan ayrılan muhaliflerin Fransa'ya gelmesini zorlaştıran vize politikalarına dikkat çeken sanatçı, "İranlı oligarkların çocuklarının Fransa'ya gelip tatillerini geçirmelerini, hatta vatandaşlık almalarını izlemeye devam edemem; buna karşın genç muhaliflerin, aydınlanma ve insan haklarının ülkesi denilen yerin nasıl bir yer olduğunu görmek için turist vizesi almakta zorlanmasını da kabul edemem" diye yazmıştı.The Guardian'a verdiği 2024 tarihli röportajında kendi hesabına göre hayatının yalnızca 18 yılını doğduğu ülkede geçirdiğini söyleyen Satrapi, İran'daki protestolara ilişkin yurt dışındaki İranlıların insanlara ne yapmaları gerektiğini söyleme hakkının olmadığını savunmuştu. Diasporanın yapabileceği tek şeyin İran sokaklarından gelen mesajı güçlendirmek olduğunu belirten sanatçı, "Biz sadece birer hoparlör olabiliriz, o kadar" demişti ve eklemişti: "Eğer bundan başka bir şey olduğumuzu düşünüyorsak, konuşmasak daha iyi. Bu, bir nezaket meselesidir."Satrapi, kendi deneyimlerini son derece içten bir şekilde yansıttığı eserleriyle ardında devrim ve sürgün hikâyelerinin nasıl anlatılabileceğini yeniden şekillendiren bir külliyat bıraktı. Satrapi'nin eserleri gelecek nesillere de ilham vermeye devam edecek.

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler