CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaHürmüz Boğazı'ndan geçişler ne zaman baş
🌍 Dünya

Hürmüz Boğazı'ndan geçişler ne zaman başlayacak?

NTV Dünya·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
Hürmüz Boğazı'ndan geçişler ne zaman başlayacak?
ABD ile İran arasında varılan anlaşmaya rağmen Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği mayın tehlikesi nedeniyle durma noktasında. ABD ile İran arasında varılan barış anlaşmasına ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın kısmen açıldığı yönündeki açıklamalarına rağmen, boğazda ulaşım neredeyse tamamen durmuş halde. Veri analiz şirketi Kpler'in verilerine göre, 220'si petrol tankeri olmak üzere yaklaşık 500 gemi Boğaz'ın dışında bekleyişini sürdürüyor. Sektör temsilcileri ve askeri kaynaklar, Boğaz'ın yeniden güvenli hale gelmesinin haftalar alabileceğini belirtirken, ABD yönetimi krizi aşmak için yeni formüller üzerinde çalışıyor. MAYIN TEMİZLİĞİ SEVKİYATI HAFTALARDA GECİKTİREBİLİR Reuters haber ajansının denizcilik ve deniz güvenliği kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Hürmüz Boğazı'nın açılmasına yönelik bir anlaşma sağlansa bile, bölgedeki mayın temizleme çalışmaları normal seyrüsefere dönüşü haftalarca geciktirebilir. Batılı beş deniz güvenliği kaynağı, geleneksel mayın tarama gemileri ve sualtı araçlarıyla yürütülecek bir temizlik operasyonunun 40 ila 50 gün sürebileceğini tahmin ediyor. Sigorta, nakliye ve petrol şirketlerinin bu süre zarfında Boğaz'dan geçiş riskini göze alması beklenmiyor. Savaş öncesi verilerine dayanan tahminlere göre, 28 Şubat'tan bu yana bloke olan Basra Körfezi sevkiyatlarına ek olarak, on milyonlarca varil petrolün daha Boğaz'da sıkışıp kalabileceği belirtiliyor. Denizcilik birliği BIMCO'nun güvenlik şefi Jakob Larsen, mevcut koşullarda geçiş başlatmanın büyük risk taşıdığını vurgulayarak, "Bu bölgedeki mayın tehdidi hem şimdi hem de gelecekte bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor; öncelikle mayından arındırılmış güvenli rotaların belirlenmesi gerekiyor" uyarısında bulundu. Savaş öncesinde küresel günlük petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatının yüzde 20'sinin gerçekleştirildiği Boğaz'da, İran tarafından yerleştirilen mayınların kesin sayısı ise bilinmiyor. Alman Deniz Kuvvetlerine ait 11 Haziran tarihli belgede, ABD ve İngiltere istihbaratına dayandırılarak mayınların Boğaz çevresinde dört farklı noktada konumlandığı belirtilmiş, ancak Almanya bu konumları teyit edemediklerini kaydetmişti. Sadece mayın ihtimalinin bile şirketleri caydırmaya yettiği ifade ediliyor. Ham petrol yüklü bir süpertankerin değerinin yaklaşık 300 milyon doları bulması nedeniyle, harp riski sigortacıları, petrol ve tanker şirketleri geçiş için kesin güvenlik garantileri talep ediyor. Körfez'de 13 gemisi mahsur kalan teknik gemi yönetimi şirketi V.Group'un CEO'su Rene Kofod-Olsen, "Tek bir deniz mayını bile can kayıplarına yol açabilir. Bu durum küresel denizcilik için çok büyük bir sorun" değerlendirmesinde bulundu. BM Uluslararası Denizcilik Örgütü Başkanı Arsenio Dominguez ise anlaşmayı "denizciler ve gemiler için bu hayati koridorda güvenliğin yeniden tesisi adına önemli bir adım" olarak memnuniyetle karşıladıklarını belirtirken, uygulamanın gerekli tüm güvenlik garantilerinin sağlanması için zaman alacağını ifade etti. BEYAZ SARAY 'ÜCRETLİ VIP GEÇİŞ' ALTERNATİFİNİ GÜNDEMİNE ALDI Bunun yanı sıra Politico'nun konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre, Trump yönetimi yetkilileri, tankerlerin geçişini başlatabilmek için askeri eskort eşliğinde ücretli ve hızlandırılmış bir "VIP geçiş" sistemi kurmayı tartışıyor. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kaynak, "ABD'ye ödenecek bir ücret karşılığında askeri eskort eşliğinde hızlı geçiş sağlanması konuşuluyor. Temel fikir, hızlı işlem için bir ücret alınması" dedi. Kaynaklar, bu teklifin aynı zamanda Fransa'da yapılacak G7 zirvesi öncesinde Avrupalı müttefikleri bölgede daha aktif rol almaya zorlamak için bir müzakere taktiği olarak kullanıldığını belirtiyor. İsmi belirtilmeyen eski bir hükümet yetkilisi, bu ücretlendirme fikrinin Fransa, İngiltere ve diğer ülkelere Körfez'de sorumluluk üstlenme alanı açmayı amaçladığını, böylece İran'ın anlaşmadan caymasını engelleyecek ek bir caydırıcılık unsuru oluşturulmasının hedeflendiğini aktardı. Beyaz Saray'da tartışılan bir diğer fikir ise Savunma Üretim Yasası kullanılarak ABD'li sigorta şirketlerinin Boğaz'dan geçen gemilere teminat sağlamaya zorlanması. Mart ayında Trump yönetimi armatörlere 20 milyar dolarlık bir "siyasi risk sigortası" teklif etmiş, ancak İran'ın füze, insansız hava aracı (İHA) ve botlarla saldırılar düzenlediği sularda mülklerini riske atmak istemeyen şirketler bu teklife ilgi göstermemişti. Söz konusu fikirlerin hiçbiri henüz resmiyet kazanmadı. ABD ORDUSU, MAYINLAR KONUSUNDA TRUMP İLE AYNI GÖRÜŞTE DEĞİL Diğer yandan, Amerikan askeri istihbaratının Boğaz'da herhangi bir İran mayını tespit edemediği bildirilmişti. NBC ve ABC televizyonlarının ABD askeri yetkililerine dayandırdığı haberlere göre, sualtı dronları ve havadan keşif araçlarıyla yürütülen çok sayıda aramaya rağmen mayın varlığına dair kesin bir kanıt bulunamadı. Askeri yetkililerin bu tespitlerine rağmen, ABD Başkanı Donald Trump 29 Mayıs'ta Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, İran'ın deniz mayınlarını derhal temizlemesi gerektiğini savunmuş ve birçok mayının patlatılarak imha edildiğini ileri sürmüştü. Trump, mayınların temizlenmesini ABD'nin uyguladığı ablukanın kaldırılması için bir ön şart olarak sunmuştu. Mayıs ayı sonunda da ABD ordusu, mayın döşedikleri gerekçesiyle İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) ait iki tekneyi hedef almıştı. Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail operasyonlarının başlamasıyla Boğaz'da kontrolü ele geçirdiğini duyuran Tahran, nisan ayında bölgede mayın tehlikesine dair uyarılar yayımlayarak alternatif rotalar paylaşmıştı. The New York Times, İran'ın sürüklenen mayınları kendisinin de tespit edip temizleyemediği için rotayı açamadığını yazmıştı. Nisan sonunda ise Axios, DMO'nun yeni mayınlama faaliyetlerini duyurmuş, Trump ise mayın döşeyen her geminin batırılacağı tehdidinde bulunmuştu. İki ülke 14 Haziran'da Pakistan aracılığıyla bir barış anlaşmasına vardıklarını açıklamış, İsviçre'de 19 Haziran'da imzalanması beklenen mutabakat taslaklarında Boğaz'ın 30 ila 60 gün içinde mayınlardan temizlenerek ücretsiz ve güvenli geçişe açılması yönünde maddeler yer aldığı basına yansımıştı. İRAN, İKİ AY SONRA İLK KEZ PETROL İHRAÇ ETTİ Bununla beraber CNBC'nin analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı haberine göre, neredeyse 5 milyon varil petrol taşıyan en az üç İran tankeri Hürmüz Boğazı bölgesinden ayrıldı. Kpler verileri, devlet şirketi National Iranian Tanker Company'ye ait Diona ve Hero 2 adlı iki süper tankerin yaklaşık 3,8 milyon varil ham petrol taşıdığını ve gemilerin ABD Deniz Kuvvetlerine ait unsurların bulunduğu bölgeden geçmeyi başardığını gösterdi. Bu sevkiyat, son iki ay içinde gerçekleştirilen ilk benzer teslimat oldu. İran'ın Fars haber ajansı da daha önce yaptığı haberde, İran gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndaki ABD abluka bölgesinden geçtiğini bildirmişti. Ajans, Tahran ile Washington arasında varılan anlaşmanın ardından birkaç geminin abluka hattını hiçbir engelle karşılaşmadan geçtiğini kaydetti. MUTABAKAT ZAPTINDA BOĞAZIN AÇILMASI ÖNGÖRÜLÜYOR Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 15 Haziran'da yaptığı açıklamada, yürütülen müzakerelerin ardından ABD ve İran'ın Lübnan dahil tüm cephelerde çatışmaları sonlandırmak üzere mutabakata vardığını duyurmuştu. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de ABD ile varılan mutabakatı doğrulayarak, taraflar arasındaki mutabakat zaptının 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacağını açıkladı. Gelişmeye ilişkin açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump ise İran ile yapılan barış anlaşmasının tamamlandığını belirterek, Hürmüz Boğazı'nın açılacağını ve ABD'nin uyguladığı deniz ablukasının derhal kaldırılacağını kaydetti. Diğer yandan, ABD-İran mutabakatının özellikle Lübnan'ı da kapsayacağının ilan edilmesi İsrail'de tartışmalara yol açtı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'ın güneyinde işgal altında tuttukları bölgelerden çekilmeyeceklerini ileri sürdü. ABD Başkanı Donald Trump, bu haftanın başında yaptığı açıklamada, İran ile bir anlaşma imzalandığını ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığının kısmen yeniden başladığını duyurdu. Boğazın tamamen açılmasının 19 Haziran'da beklendiğini belirten Trump, seyrüseferin kademeli olarak canlandığını ifade etti. Bölgedeki olası mayınların temizlenmesi için çalışmaların yapıldığını da aktaran Trump, ticari gemilerin geçişinin yeniden başladığını bildirerek İran ile anlaşmaya varıldığını vurguladı. Trump ayrıca, ABD ile İran arasındaki mutabakatın sağlanmasındaki katkılarından dolayı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'e teşekkür etti. Fars ajansına göre İran, ABD ile yürütülecek sonraki müzakereler için 60 günlük bir geçiş süreci tanıdı. Tahran bu süre zarfında boğazdan güvenli geçişler için herhangi bir ücret talep etmeyecek. Ajansın haberinde, mutabakat zaptı taslağında deniz taşımacılığı yönetimindeki rollerin İran ile Umman arasında yeniden paylaşılmasının ve geçiş sürecinin ardından Tahran'ın ilgili ödemeleri alma hakkının güvence altına alınmasının öngörüldüğü belirtildi. Ayrıca, 60 günlük sürenin dolmasının ardından İran'ın seyrüsefer, güvenlik, çevre ve sigorta alanlarında hizmetler sunmayı ve bu denizcilik gelirlerini ekonomik kalkınmaya yönlendirmeyi planladığı aktarıldı. Mehr ajansının aktardığı bilgilere göre ise barış anlaşması taslağında ateşkes ilan edilmesi, deniz taşımacılığındaki kısıtlamaların kaldırılması, Hürmüz Boğazı'nın yeniden faaliyete geçmesi, yaptırımların kaldırılması ve İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasına ilişkin hükümler yer alıyor.

ABD ile İran arasında varılan barış anlaşmasına ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın kısmen açıldığı yönündeki açıklamalarına rağmen, boğazda ulaşım neredeyse tamamen durmuş halde. Veri analiz şirketi Kpler'in verilerine göre, 220'si petrol tankeri olmak üzere yaklaşık 500 gemi Boğaz'ın dışında bekleyişini sürdürüyor. Sektör temsilcileri ve askeri kaynaklar, Boğaz'ın yeniden güvenli hale gelmesinin haftalar alabileceğini belirtirken, ABD yönetimi krizi aşmak için yeni formüller üzerinde çalışıyor.Reuters haber ajansının denizcilik ve deniz güvenliği kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Hürmüz Boğazı'nın açılmasına yönelik bir anlaşma sağlansa bile, bölgedeki mayın temizleme çalışmaları normal seyrüsefere dönüşü haftalarca geciktirebilir. Batılı beş deniz güvenliği kaynağı, geleneksel mayın tarama gemileri ve sualtı araçlarıyla yürütülecek bir temizlik operasyonunun 40 ila 50 gün sürebileceğini tahmin ediyor. Sigorta, nakliye ve petrol şirketlerinin bu süre zarfında Boğaz'dan geçiş riskini göze alması beklenmiyor. Savaş öncesi verilerine dayanan tahminlere göre, 28 Şubat'tan bu yana bloke olan Basra Körfezi sevkiyatlarına ek olarak, on milyonlarca varil petrolün daha Boğaz'da sıkışıp kalabileceği belirtiliyor. Denizcilik birliği BIMCO'nun güvenlik şefi Jakob Larsen, mevcut koşullarda geçiş başlatmanın büyük risk taşıdığını vurgulayarak, "Bu bölgedeki mayın tehdidi hem şimdi hem de gelecekte bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor; öncelikle mayından arındırılmış güvenli rotaların belirlenmesi gerekiyor" uyarısında bulundu. Savaş öncesinde küresel günlük petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatının yüzde 20'sinin gerçekleştirildiği Boğaz'da, İran tarafından yerleştirilen mayınların kesin sayısı ise bilinmiyor. Alman Deniz Kuvvetlerine ait 11 Haziran tarihli belgede, ABD ve İngiltere istihbaratına dayandırılarak mayınların Boğaz çevresinde dört farklı noktada konumlandığı belirtilmiş, ancak Almanya bu konumları teyit edemediklerini kaydetmişti. Sadece mayın ihtimalinin bile şirketleri caydırmaya yettiği ifade ediliyor. Ham petrol yüklü bir süpertankerin değerinin yaklaşık 300 milyon doları bulması nedeniyle, harp riski sigortacıları, petrol ve tanker şirketleri geçiş için kesin güvenlik garantileri talep ediyor. Körfez'de 13 gemisi mahsur kalan teknik gemi yönetimi şirketi V.Group'un CEO'su Rene Kofod-Olsen, "Tek bir deniz mayını bile can kayıplarına yol açabilir. Bu durum küresel denizcilik için çok büyük bir sorun" değerlendirmesinde bulundu. BM Uluslararası Denizcilik Örgütü Başkanı Arsenio Dominguez ise anlaşmayı "denizciler ve gemiler için bu hayati koridorda güvenliğin yeniden tesisi adına önemli bir adım" olarak memnuniyetle karşıladıklarını belirtirken, uygulamanın gerekli tüm güvenlik garantilerinin sağlanması için zaman alacağını ifade etti.Bunun yanı sıra Politico'nun konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre, Trump yönetimi yetkilileri, tankerlerin geçişini başlatabilmek için askeri eskort eşliğinde ücretli ve hızlandırılmış bir "VIP geçiş" sistemi kurmayı tartışıyor. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kaynak, "ABD'ye ödenecek bir ücret karşılığında askeri eskort eşliğinde hızlı geçiş sağlanması konuşuluyor. Temel fikir, hızlı işlem için bir ücret alınması" dedi. Kaynaklar, bu teklifin aynı zamanda Fransa'da yapılacak G7 zirvesi öncesinde Avrupalı müttefikleri bölgede daha aktif rol almaya zorlamak için bir müzakere taktiği olarak kullanıldığını belirtiyor. İsmi belirtilmeyen eski bir hükümet yetkilisi, bu ücretlendirme fikrinin Fransa, İngiltere ve diğer ülkelere Körfez'de sorumluluk üstlenme alanı açmayı amaçladığını, böylece İran'ın anlaşmadan caymasını engelleyecek ek bir caydırıcılık unsuru oluşturulmasının hedeflendiğini aktardı. Beyaz Saray'da tartışılan bir diğer fikir ise Savunma Üretim Yasası kullanılarak ABD'li sigorta şirketlerinin Boğaz'dan geçen gemilere teminat sağlamaya zorlanması. Mart ayında Trump yönetimi armatörlere 20 milyar dolarlık bir "siyasi risk sigortası" teklif etmiş, ancak İran'ın füze, insansız hava aracı (İHA) ve botlarla saldırılar düzenlediği sularda mülklerini riske atmak istemeyen şirketler bu teklife ilgi göstermemişti. Söz konusu fikirlerin hiçbiri henüz resmiyet kazanmadı.Diğer yandan, Amerikan askeri istihbaratının Boğaz'da herhangi bir İran mayını tespit edemediği bildirilmişti. NBC ve ABC televizyonlarının ABD askeri yetkililerine dayandırdığı haberlere göre, sualtı dronları ve havadan keşif araçlarıyla yürütülen çok sayıda aramaya rağmen mayın varlığına dair kesin bir kanıt bulunamadı. Askeri yetkililerin bu tespitlerine rağmen, ABD Başkanı Donald Trump 29 Mayıs'ta Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, İran'ın deniz mayınlarını derhal temizlemesi gerektiğini savunmuş ve birçok mayının patlatılarak imha edildiğini ileri sürmüştü. Trump, mayınların temizlenmesini ABD'nin uyguladığı ablukanın kaldırılması için bir ön şart olarak sunmuştu. Mayıs ayı sonunda da ABD ordusu, mayın döşedikleri gerekçesiyle İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) ait iki tekneyi hedef almıştı. Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail operasyonlarının başlamasıyla Boğaz'da kontrolü ele geçirdiğini duyuran Tahran, nisan ayında bölgede mayın tehlikesine dair uyarılar yayımlayarak alternatif rotalar paylaşmıştı. The New York Times, İran'ın sürüklenen mayınları kendisinin de tespit edip temizleyemediği için rotayı açamadığını yazmıştı. Nisan sonunda ise Axios, DMO'nun yeni mayınlama faaliyetlerini duyurmuş, Trump ise mayın döşeyen her geminin batırılacağı tehdidinde bulunmuştu. İki ülke 14 Haziran'da Pakistan aracılığıyla bir barış anlaşmasına vardıklarını açıklamış, İsviçre'de 19 Haziran'da imzalanması beklenen mutabakat taslaklarında Boğaz'ın 30 ila 60 gün içinde mayınlardan temizlenerek ücretsiz ve güvenli geçişe açılması yönünde maddeler yer aldığı basına yansımıştı.Bununla beraber CNBC'nin analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı haberine göre, neredeyse 5 milyon varil petrol taşıyan en az üç İran tankeri Hürmüz Boğazı bölgesinden ayrıldı. Kpler verileri, devlet şirketi National Iranian Tanker Company'ye ait Diona ve Hero 2 adlı iki süper tankerin yaklaşık 3,8 milyon varil ham petrol taşıdığını ve gemilerin ABD Deniz Kuvvetlerine ait unsurların bulunduğu bölgeden geçmeyi başardığını gösterdi. Bu sevkiyat, son iki ay içinde gerçekleştirilen ilk benzer teslimat oldu. İran'ın Fars haber ajansı da daha önce yaptığı haberde, İran gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndaki ABD abluka bölgesinden geçtiğini bildirmişti. Ajans, Tahran ile Washington arasında varılan anlaşmanın ardından birkaç geminin abluka hattını hiçbir engelle karşılaşmadan geçtiğini kaydetti.Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 15 Haziran'da yaptığı açıklamada, yürütülen müzakerelerin ardından ABD ve İran'ın Lübnan dahil tüm cephelerde çatışmaları sonlandırmak üzere mutabakata vardığını duyurmuştu. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de ABD ile varılan mutabakatı doğrulayarak, taraflar arasındaki mutabakat zaptının 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacağını açıkladı. Gelişmeye ilişkin açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump ise İran ile yapılan barış anlaşmasının tamamlandığını belirterek, Hürmüz Boğazı'nın açılacağını ve ABD'nin uyguladığı deniz ablukasının derhal kaldırılacağını kaydetti. Diğer yandan, ABD-İran mutabakatının özellikle Lübnan'ı da kapsayacağının ilan edilmesi İsrail'de tartışmalara yol açtı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'ın güneyinde işgal altında tuttukları bölgelerden çekilmeyeceklerini ileri sürdü. ABD Başkanı Donald Trump, bu haftanın başında yaptığı açıklamada, İran ile bir anlaşma imzalandığını ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığının kısmen yeniden başladığını duyurdu. Boğazın tamamen açılmasının 19 Haziran'da beklendiğini belirten Trump, seyrüseferin kademeli olarak canlandığını ifade etti. Bölgedeki olası mayınların temizlenmesi için çalışmaların yapıldığını da aktaran Trump, ticari gemilerin geçişinin yeniden başladığını bildirerek İran ile anlaşmaya varıldığını vurguladı. Trump ayrıca, ABD ile İran arasındaki mutabakatın sağlanmasındaki katkılarından dolayı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'e teşekkür etti. Fars ajansına göre İran, ABD ile yürütülecek sonraki müzakereler için 60 günlük bir geçiş süreci tanıdı. Tahran bu süre zarfında boğazdan güvenli geçişler için herhangi bir ücret talep etmeyecek. Ajansın haberinde, mutabakat zaptı taslağında deniz taşımacılığı yönetimindeki rollerin İran ile Umman arasında yeniden paylaşılmasının ve geçiş sürecinin ardından Tahran'ın ilgili ödemeleri alma hakkının güvence altına alınmasının öngörüldüğü belirtildi. Ayrıca, 60 günlük sürenin dolmasının ardından İran'ın seyrüsefer, güvenlik, çevre ve sigorta alanlarında hizmetler sunmayı ve bu denizcilik gelirlerini ekonomik kalkınmaya yönlendirmeyi planladığı aktarıldı. Mehr ajansının aktardığı bilgilere göre ise barış anlaşması taslağında ateşkes ilan edilmesi, deniz taşımacılığındaki kısıtlamaların kaldırılması, Hürmüz Boğazı'nın yeniden faaliyete geçmesi, yaptırımların kaldırılması ve İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasına ilişkin hükümler yer alıyor.

Kaynak: NTV DünyaOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler