El Nino uyarısı: Türkiye orman yangınları riskinde yeni sezona hazır mı?
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi'nin (NOAA) değerlendirmesine göre Temmuz 2026'ya kadar El Nino koşullarının gelişme olasılığı yüzde 82. Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ise El Nino'nun 2026'nın ikinci yarısından itibaren küresel sıcaklıkları artırabileceği, aşırı hava olaylarını güçlendirebileceği ve birçok bölgede yağış düzenlerini değiştirebileceği uyarısında bulunuyor.Küresel sıcaklıkları artırabilen ve bazı bölgelerde kuraklık riskini büyütebilen El Nino'nun geri dönüşü, yaz aylarına girerken Türkiye açısından da yeni bir soruyu gündeme taşıyor:Son yıllarda daha geniş alanlara yayılan ve yılın daha farklı dönemlerinde görülmeye başlayan orman yangınları bakımından Türkiye olası yüksek riskli bir sezona hazır mı?DW Türkçe'den Pelin Ünker'e konuşan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, El Nino'nun Türkiye üzerindeki etkilerinin dolaylı olduğunu, ancak sıcak hava dalgaları ve kuraklık gibi yangın riskini etkileyen koşulların güçlenmesine katkıda bulunabileceğini belirtiyor.Önümüzdeki yaz için yapılan iklim projeksiyonları sıcaklıkların uzun yıllar ortalamasının üzerinde seyredeceğine işaret ediyor. Ancak Tolunay'a göre El Nino'nun Türkiye üzerindeki etkilerinin büyük bölümünün sonbahardan itibaren hissedilmesi bekleniyor.Tolunay, El Nino'nun yangınların doğrudan nedeni olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor."El Nino ile orman yangınlarının çıkması arasında doğrudan ilişki yoktur. Çünkü ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada yangınların yüzde 90'ı insanlar tarafından çıkarılıyor."Buna karşın El Nino'nun dolaylı etkileri yangın riskini artırabiliyor. Sıcak hava dalgaları, düşük nem ve kuraklık yangınların yayılımını hızlandırırken, yanan alanların büyümesine neden olabiliyor.Bu nedenle Tolunay'a göre asıl mesele El Nino'nun kendisinden çok, daha sıcak ve daha kırılgan hale gelen iklim koşullarının yangın riskini nasıl etkilediği.Kamuoyunda yağışlı geçen kış ve bahar aylarının yangın riskini azaltacağı yönünde yaygın bir algı bulunuyor. Ancak uzmanlara göre bu durum her zaman geçerli değil.Yağışlarla birlikte özellikle orman kenarlarında, yol şevlerinde, enerji nakil hatlarının altında ve kırsal alanlarda yoğun biçimde büyüyen otlar ve çalılar, yaz aylarında kuruyarak yangının hızla yayılmasını sağlayan yanıcı maddeye dönüşebiliyor.Tolunay bu durumu, Ocak 2025'te Los Angeles'ta yaşanan yıkıcı yangınlar üzerinden açıklıyor. Bölgede birkaç yıl süren yağışlı dönemde ot ve çalılar hızla büyüdü. Ardından gelen kurak sonbaharla birlikte bu bitki örtüsü kuruyarak yanıcı madde yükünü artırdı.Güçlü ve kurutucu Santa Ana rüzgârlarının da etkisiyle yangın riski en yüksek seviyeye çıktı. Ancak Tolunay, tüm bu koşulların yangını başlatmadığına ilk kıvılcımın elektrik hatlarından kaynaklandığına dikkati çekiyor.Benzer bir tablonun Türkiye'de de ortaya çıkabileceğini söyleyen Tolunay, özellikle orman kenarlarında ve yol şevlerinde otların ciddi biçimde boylandığını belirtiyor.Bu otlar halen yeşil olduğu için risk yeterince fark edilmese de sıcaklıkların yükselmesi ve yağışların kesilmesiyle kısa sürede kuruyacak ve yangınların yayılmasını kolaylaştıracak.Tolunay'a göre buğday hasadının başlaması ve anız yakma vakalarının görülmesiyle birlikte haziran sonundan itibaren yangın riski daha da artabilir.Türkiye'de resmi olarak yangın sezonu 1 Mayıs-1 Kasım dönemi olarak kabul ediliyor. Ancak son yıllarda yangınların yalnızca yaz aylarında ve yalnızca Akdeniz kuşağında görülmediği dikkat çekiyor.Doğanay Tolunay, son yıllarda eylül ve ekim aylarında büyük yangınlar yaşandığını, bazı yıllarda ise haziran ayında geniş alanların yandığını hatırlatıyor. Karadeniz Bölgesi'nde de ocak ve şubat aylarında orman yangınları görülebiliyor.Geçen yıl Bursa, Sakarya, Bilecik, Bolu, Eskişehir ve Karabük'te geniş alanların yandığını hatırlatan Tolunay, bu yıl Nisan ayında da yaklaşık 10 hektarlık bir orman alanının zarar gördüğünü belirtiyor."Artık yangınlar yangın sezonu dışında ve Karadeniz Bölgesinde de çıkabilmekte ve geniş alanlara zarar verebilmektedir."Bu tablo, yangınların artık yalnızca Ege ve Akdeniz kıyılarının sorunu olmadığını gösteriyor. Tolunay'a göre Türkiye'nin yılın tamamında yangın çıkabilecekmiş gibi hazırlıklı olması gerekiyor.Türkiye'de yangın sezonu öncesinde en çok konuşulan başlıklardan biri hava araçları ve müdahale kapasitesi. Ancak Tolunay'a göre yangınlarla mücadeleyi yalnızca uçak, helikopter ve arazöz sayısına indirgemek eksik bir yaklaşım. "Tarihimizin en fazla uçak ve helikopterinin olduğu, 27 uçak, 105 helikopter ve 14 İHA'dan oluşan hava aracı filosuna rağmen 2025 yılında 81 bin hektardan fazla orman yandı" diyen Tolunay, yalnızca kurumların değil, toplumun hatta medyanın da yangın riskine yeterince hazırlıklı olmadığını düşünüyor.Yangınların önemli bir bölümü orman dışındaki alanlarda başlayıp daha sonra ormanlara sıçrıyor. Kırsal yangınlar çoğu zaman yeterince gündeme gelmese de ciddi can kayıplarına yol açabiliyor.Tolunay, 2024 yılında Diyarbakır ve Mardin'de çıkan yangında 15 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatıyor.Tolunay'a göre yalnızca Orman Genel Müdürlüğü değil, belediyelerden enerji şirketlerine, karayollarından tarım birimlerine kadar çok sayıda kurumun yangın riskini azaltma konusunda sorumluluğu bulunuyor.Uzun süredir orman kenarındaki yapılaşmaya sınırlamalar getirilmesi, yerleşimlerin çevresinde tampon alanlar oluşturulması ve yangına dayanıklı yapı malzemelerinin teşvik edilmesi gerektiğini savunduğunu belirten Tolunay, bu alanlarda yeterli adım atılmadığı görüşünde. Uzmanlara göre yangınlarla mücadele yalnızca yangın çıktıktan sonra yapılan müdahaleden ibaret değil. Risk azaltımı ve yanıcı madde yönetimi de en az söndürme kapasitesi kadar önemli.Resmi verilere göre 2024 yılında 3 bin 800, 2025 yılında ise 3 bin 200 orman yangını çıktı. Yangınlarla mücadelede başarının yalnızca söndürme kapasitesiyle ölçülmemesi gerektiğine dikkat çeken Tolunay'a göre asıl hedef, her yıl yaklaşık 3 bin ila 3 bin 500 arasında seyreden yangın sayısını binlere çekmek olmalı.Yangın riskini düşüren önleyici politikaların güçlendirilmesinin önemine işaret eden Tolunay, Türkiye'de hem ormanlarda hem de kırsal alanlarda bu konuda önemli eksikler bulunduğunu söylüyor.Tolunay'a göre yalnızca kuru otların temizlenmesi değil, ormanların yapısının yangınlara daha dayanıklı hale getirilmesi, budama çalışmalarının artırılması ve farklı yaş ve türlerden oluşan daha dirençli orman yapılarının oluşturulması gerekiyor.Elektrik nakil hatları da dikkat çeken risk kaynaklarından biri. Profesör Tolunay, son yıllarda yanan orman alanlarının yüzde 20 ila 25'inde elektrik nakil hatlarının etkili olduğunu belirtiyor. Bu nedenle enerji hatlarının bakımı, çevrelerindeki yanıcı maddelerin temizlenmesi ve mümkün olan yerlerde farklı çözümlerin geliştirilmesi gerektiğini savunuyor.Anız yangınları da riskin önemli bir parçası. Tolunay'a göre tarım alanlarından başlayan yangınların ormanlara sıçramasını önlemek için daha etkin denetimlere ve çiftçilere yönelik destek mekanizmalarına ihtiyaç var.DW Türkçe, 2026 yangın sezonu öncesinde Orman Genel Müdürlüğüne (OGM) hava ve kara müdahale kapasitesi, yangın öncesi risk azaltım çalışmaları, enerji nakil hatları çevresindeki önlemler, orman-kent arayüzündeki uygulamalar ve El Nino gibi iklim öngörülerinin hazırlıklara nasıl yansıtıldığına ilişkin sorular yöneltti. DW Türkçe, Orman Genel Müdürlüğü'nün haber yayına hazırlanırken sorulara yanıt vermediğini aktardı.Peki Türkiye olası yüksek riskli bir yaz sezonuna hazır mı? Prof. Dr. Doğanay Tolunay'ın yanıtı kısa ve net: "Hazır değiliz."Tolunay'a göre baharın yağışlı geçmesi, bu yılın daha rahat geçeceği yönünde yanıltıcı bir algı yarattı. Orman Genel Müdürlüğünün araç ve hava gücünü artırdığını belirten Tolunay, buna karşın yangın sezonu öncesinde yapılması gereken risk azaltım çalışmalarının önemli bölümünün hayata geçirilmediğini düşünüyor.Tolunay'a göre kısa vadede atılması gereken ilk adım, yerleşim alanları çevresindeki kuru ot ve diğer yanıcı maddelerin temizlenmesi.Elektrik şirketlerinin bakım çalışmalarını tamamlaması, hasat döneminde denetimlerin artırılması ve kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi de öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.Tolunay, vatandaşların da riskli hava koşullarında kıvılcım çıkarabilecek faaliyetlerden kaçınması ve tehlike oluşturan durumları ilgili kurumlara bildirmesi gerektiğini vurguluyor.Türkiye'nin her yıl aynı soruyu yeniden sormak yerine geçmiş yangın sezonlarından ders çıkarması gerektiğini söyleyen Tolunay'a göre asıl ihtiyaç, yangınlarla mücadelede bütüncül bir yaklaşım geliştirmek."Yangınlarla birlikte yaşamayı öğrenmemiz ve kamudan vatandaşlara kadar her kesimde yangınlarla mücadele kültürünü oluşturmamız gerekiyor."
