Bilim insanları balıklarda bugüne kadar bilinen ilk bulaşıcı kanser vakasını tespit etti. Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre Kanada'nın Quebec eyaleti ile ABD'nin kuzeydoğusundaki göllerde yaşayan kahverengi yayın balıklarında görülen melanom tümörleri, üzerinde bulundukları balıklardan ziyade diğer balıklardaki tümörlerle daha fazla genetik benzerlik taşıyor. Bu durum, kanser hücrelerinin bir balıktan diğerine aktarılıyor olabileceğine işaret ediyor.
Araştırmanın liderlerinden Prof. Julie Dragon, doğada bulaşıcı kanserlerin son derece nadir görüldüğünü belirtti. Bugüne kadar yalnızca Tazmanya canavarı, köpekler ve kabuklu deniz canlılarında bulaşıcı kanser tespit edildiğini hatırlatan Dragon, yeni bulgunun balıklarda kaydedilen ilk örnek olduğunu söyledi.
Bununla birlikte ilk vakalar Quebec ile Vermont sınırında bulunan Memphremagog Gölü'nde 2012 yılında balıkçılar tarafından fark edildi. Yayın balıklarının üzerinde görülen siyah lekeler ve kitlelerin daha sonra melanom türü deri kanseri olduğu anlaşıldı.
Aradan geçen yıllarda hastalık gölde yaygınlaştı ve bugün göldeki kahverengi yayın balıklarının yaklaşık üçte birinde bu tümörlerin bulunduğu belirtiliyor.
Kanserin balıkları ne ölçüde etkilediği ise henüz tam olarak bilinmiyor. Bazılarında hastalık beyin ve karaciğer gibi organlara yayılırken, birçok balığın lezyonlara rağmen sağlıklı görünmesi ve ileri yaşlara kadar yaşayabilmesi dikkat çekiyor.
Siyah lezyonların, Irene Tropikal Fırtınası'nın yol açtığı büyük sel felaketinden sonraki yıl ortaya çıkması nedeniyle ilk etapta göle taşınan kanserojen maddelerden şüphelenildi. Ancak yapılan analizler kesin bir sonuca ulaşamadı. Mayıs ayında yayımlanan başka bir çalışmada ise tümörlü balıkların derisinde çinko ve kanserojen arsenik dahil yedi metalin daha yüksek seviyelerde bulunduğu rapor edildi.
İlginç bir şekilde 2014 yılında hastalığın bir virüsten kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırıldı ancak yapılan genetik incelemelerde herhangi bir virüse rastlanmadı.
Araştırmacılar daha sonra balıkların akraba çiftleşmesi nedeniyle kansere yatkın olabileceği ihtimalini değerlendirdi. Sağlıklı balıklar, hasta balıklar ve tümörlerden alınan örneklerin genetik karşılaştırmaları sonucunda popülasyonun yüksek genetik çeşitliliğe sahip olduğu, yani akraba çiftleşmesinin söz konusu olmadığı görüldü.
Çalışmanın en dikkat çekici sonucu ise tümör hücrelerinin genetik yapısıyla ilgili oldu. Normal şartlarda kanser hücreleri oluştukları canlının hücrelerine büyük ölçüde benzerlik gösterir. Ancak bu araştırmada tümör hücrelerinin birbirlerine, üzerinde bulundukları balıklardan daha fazla benzediği ortaya çıktı. Bu durum da akıllara kanser hücrelerinin bireyler arasında aktarılıyor olabileceğini getiriyor.
Araştırmacılar, tümörlerin kolayca hücre dökmesi nedeniyle kanserin üreme döneminde birbirleriyle yakın temas kuran yayın balıkları arasında yayılıyor olabileceğini düşünüyor. Ancak bu bulaşma mekanizması henüz laboratuvar ortamında doğrulanmış değil ve çalışmalar sürüyor.
Yetkililer, tümörlü balıkların tüketilmemesini tavsiye etse de mevcut verilere göre hastalığın insan sağlığına zarar verdiğine veya insanlara bulaştığına dair herhangi bir kanıt bulunmuyor.
Güneş enerjili geçici barınma çantası
