Babacan: Enflasyonun suçlusu ve sorumlusu iktidar
(TBMM) - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Bu ülkede enflasyonun suçlusu da sorumlusu da iktidarın kendisidir. Başka hiçbir yerde aramayın. Merkez Bankası'nın arka kapısından 130 milyar doları gizli saklı kim sattı? Bunları unutmayalım. Kendi patlattıkları enflasyonla şimdi sözüm ona mücadele etmeye çalışıyorlar. Dışarıdan gelip de başkaları Türkiye'de enflasyonu oluşturmadı" dedi.DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Adaletin çok geniş bir kavram olduğunu belirten Babacan, "Adalet, sadece yargıda kararların hızlı ve adil çıkması değil, adalet aynı zamanda fırsat eşitliğidir. Adalet aynı zamanda eğitimde işe girerken gençlerimiz arasında fırsat eşitliğidir. Gerçekten üniversite sınavlarına girmek, iyi bir okulu bitirmek zor ama üniversite bittikten sonra iş hayatına başlamak için gayret gösteren gençlerimizin durumları da gerçekten çok zor. Bir mülakat uygulaması var ki KPSS'den gençlerimiz kaç alırsa alsın, 80 alsın, 90 alsın önemli değil. Eğer kendi zihin dünyalarına, kendi siyasi görüşlerine uymuyorlarsa gençler o mülakatlarda maalesef eleniyorlar" diye konuştu.Mülakatı "torpilin kibar adı" olarak tanımlayan Babacan, "Bu mülakat kaldırılmalıdır. Devlete alımlar mutlaka objektif, adil, açık, şeffaf ilkelerle yapılmalıdır. Hatırlarsanız 2023 seçimlerinden önce iktidar baktı ki iş kötü, seçim bıçak sırtı, çıktı aynı sözü onlar da verdi. Hatırlayalım Sayın Erdoğan çıktı meydanlarda 'biz mülakatı kaldıracağız. Bize oy verin, destek verin. Mülakat kalkacak' dedi. Aynı faiz gibi... Seçimi kazandılar. 50 + 1'i ceplerine koydular. Ondan sonra sözleri unuttular. Mülakat aynen devam ediyor. 2023 seçimlerini kazandılar ama aldatarak kazandılar. Verdikleri sözleri tutmadılar. Kazandılar ama helalinden kazanmadılar" ifadelerini kullandı.Babacan, ücretli öğretmenlerin hak taleplerine de değinerek "Düşünün ki üç yıl değil, beş yıl değil, 10 yıl değil, 20 yıl ücretli öğretmenlik yapıyor ama bir emeklilik hakkı yok. Şimdi yarın ne olacağını bilmeden, yarın başına ne geleceğini bilmeden bu şartlarda öğretmenlik yapanlar gerçekten çok büyük fedakarlıklar yapıyorlar. Bu ancak meslek sevgisiyle olur. Bu ancak memleket sevgisiyle olur. Başka türlü bu şartlarda çalışılmaz. Onun için buradan çağrım, ücretli öğretmenlerimizle ilgili üç ay, altı ay, bir yıl deneme süreci olur. Her iş ilişkisinde olur ama eğer bu iş ilişkisi kalıcı hale geldiyse bunun adını koymak gerekir. Hem maaşları makul, diğer öğretmenlerle uyumlu bir hale getirmek gerekir. Hem de emeklilik hakkından mutlaka ve mutlaka istifade ettirmek gerekir. Bunun yapılmaması açık söylüyorum zulümdür. Bunun yapılmaması hak gaspıdır" dedi.Ekonomik şartlar düzelmeden, finansman maliyetleri düşmeden, faizler makul noktaya inmeden sorunların çözülemeyeceğini savunan Babacan, sıkıntıların daha geniş kitleleri etkilemeyi sürdüreceğini söyledi. Babacan, "Çalışıp hakkını alamayanların sesini duyuyoruz ama bir de işten çıkarılanlar, işten atılanlar var. Hazır giyim sektöründe işten çıkarılanların sayısı 390 bine ulaştı. Sadece İstanbul Kuyumcukent'te 19 bin kişi son bir yıl içerisinde işten çıkarıldı. İşten çıkarıldığında artık talep edecek bir hak da kalmadı. Bir anda maaş sıfır, kendini kapının önünde buluyor. Sıkıntılar büyük, çok büyük ve maalesef iktidarın bizzat kendi eliyle ürettiği bu sıkıntılara, bu problemlere iktidardakiler hedef saptırıyor. Sorunları başkaları olarak gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.Babacan, beyaz et sektörüne geçen hafta yapılan operasyona ilişkin, şöyle konuştu:"Türkiye'de kırmızı et fiyatları çok yüksek. Dünyanın en pahalı etini tüketen ülkelerden birisi haline geldi ve dışarıya gittikçe bağımlı, ithalata bağımlı bir et sektörümüz, canlı hayvan sektörümüz var. Burada kaybeden yerli üretici, kaybeden milyonlarca vatandaşımız ama kazanan dışarıdan et ithal eden bir avuç ithalatçı. Bunların hepsi iktidara yakın insanlar. Et ithalatı konusunda her ülke ile ilgili tekel ilişkileri oluşturulmuş. Ancak gelelim beyaz et sektörüne, tavukculuk sektöründe ise bunun tam tersine durum. Kırmızı ete artık ulaşamayan vatandaşlarımız, kırmızı et yerine tavuk etiyle, beyaz etiyle ancak ailesine protein sağlayabiliyor. Arada büyük fiyat farkları var. Uzun süre desteklenen tavukçuluk ve beyaz et sektörü Türkiye'de gerçekten büyüdü. Ölçek büyüdü ve iç piyasaya yettiği gibi dışarıya da ihracat yapan bir sektör haline geldi. Ne yaptılar bunlar? Sektörün içinden aldığımız bilgilere göre 'Ramazan başında arkadaş enflasyon yüksek. Bu Ramazan zam yapmayın' dediler. Beyaz et sektörüne döndüler, enflasyonu düşürebilmek için talimatla zam yaptırmamaya çalıştılar. Arkasından ne yaptılar? 'Vay siz misiniz? Bizi dinlemeyen, biz sizin ihracatınızı bir yasaklayalım da görün gününüzü' dediler. Bu çekişme, çekişme, çekişme derken iş geldi, bu yargı operasyonuna... Sonuçta Türkiye'de hiç yaşamadığımız bir olaydır. Birden bire bir sektörün bütün yöneticilerine, sahiplerine gözaltı uygulaması ve kayyım uygulaması. Enflasyonun düşürmenin yolu bu olamaz. Türkiye'de Ticaret Bakanlığı denen bir bakanlık var. Rekabet Kurumu var. Bu işin görevi sorumluluğu Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu'ndadır."Eğer varsa iddialar, eğer varsa anlaşarak fiyatı yüksek tutmalar bunun özel mevzuatı vardır. Siz tutup da bir piyasayla alakalı herhangi bir fiyat sorununu eğer organize suç, örgütlü suç kapsamını alıp da o sektördeki yıllarca yatırım yapan, risk alan insanları bir anda gözaltına alırsanız, bir anda tutuklarsanız işte o zaman güveni sarsarsınız. Bu şekilde Türkiye'de artık insanlar yatırım yapmaz. Halbuki enflasyonun düşürmenin en önemli yolu yatırımların çoğalmasıdır. Üretimin bollaşmasıdır. Ne kadar bol yatırım varsa, ne kadar bol üretim varsa enflasyon ancak o zaman düşer. Böyle polis tedbirleriyle, gözaltı uygulamalarıyla, kayyımlarla enflasyonu düşüremezsiniz. Yarın bunlar üretimden vazgeçer. Yarın bunlar teker teker, yavaş yavaş tesis kapatır. Üretim azalır. İşte görürsünüz o zaman arkadan büyük bir enflasyon dalgası gelir, vurur. Ben açık söylüyorum. Bu ülkede enflasyonun suçlusu da sorumlusu da iktidarın kendisidir. Başka hiçbir yerde aramayın. Merkez Bankası'nın arka kapısından 130 milyar doları gizli saklı kim sattı? Bunları unutmayalım. Kendi patlattıkları enflasyonla şimdi sözüm ona mücadele etmeye çalışıyorlar. Dışarıdan gelip de başkaları Türkiye'de enflasyonu oluşturmadı."